Sessizce kavga eden aileler var. Bir de on yıllar boyunca bir medya projesi gibi yaşamış aileler var — bu yüzden de her çatlak, olması gerekenden daha gür duyuluyor.
Brooklyn Beckham (David ve Victoria’nın büyük oğlu), ebeveynleriyle yaşadığı çatışma ve kendi sözlerine göre onların eşi Nicola Peltz‑Beckham’e nasıl davrandığı hakkında uzun bir paylaşım yaptı (çift 2022’de evlendi). Bu, “herkes yoruldu, herkes tükendi” türü bir şey değil. Bu, “yıllardır sustum ama artık devam edemem” kategorisinden bir metin.
Brooklyn’in açıkça söyledikleri
Yıllarca her şeyi içinde tutmaya çalıştığını, ancak “ebeveynleri ve ekiplerinin” iddiaya göre basına farklı versiyonlar sızdırmayı sürdürdüğünü söylüyor — bu yüzden kendi tarafını anlatmaya karar verdi.
Öne sürdüğü başlıca noktalar:
- “Beni kimse kontrol etmiyor” — ve bu onun ilk, en önemli cümlesi. Her şeyi, hayatında ilk kez kendini savunma girişimi olarak sunuyor.
- Ailesini, “görüntünün” her zaman gerçeklikten daha önemli olduğu bir ortam olarak tasvir ediyor: paylaşımlar, “gösteri” niteliğindeki aile etkinlikleri, ilişki yerine vitrin.
- En serti de şu: Barışmak istemediğini ve daha fazla “mış gibi yapmaya” hazır olmadığını açıkça yazıyor.

Sıraladığı en acı verici anlar
Brooklyn genel sözlerle yetinmedi — somut sahneler anlatıyor. Ama burada önemli olan şu: Bu onun versiyonu ve bunu kişisel deneyimi olarak aktarıyor.
Onun anlatımına göre:
- Victoria’nın, Nicola için dikilecek gelinliği son anda iptal ettiği ve bunun “acilen bir alternatif bulma” stresine dönüştüğü iddia ediliyor.
- Düğün öncesinde, kendi iddiasına göre, isim/marka haklarıyla ilgili belgeleri imzalaması için üzerine baskı yapıldı (bunun kendisini, eşini ve gelecekteki çocuklarını etkileyeceğini yazıyor). Reddinin ardından finansal koşulların ve ailenin tutumunun değiştiğini söylüyor.
- Düğünden önceki gece, ona göre, aile içinde Nicola’nın “aileden olmadığı” söyleniyordu.
- Kardeşlerinin de iddiaya göre çatışmalara “dahil olduğunu” ve bir noktada onu engellediklerini yazıyor.
- Ayrı bir darbe de düğündeki ilk dans hikâyesi: Brooklyn, eşiyle dansı olarak planlanan anda annesinin araya girdiğini ve misafirlerin önünde kendini küçük düşmüş hissettiğini söylüyor.
Metin, “tartıştık” gibi değil; onun geri dönüşsüz noktalar olarak gördüğü şeylerin listesi gibi okunuyor.
Dramın ikinci kısmı: David’in doğum günü ve “Nicola olmadan” şartı
Ardından Brooklyn bir paylaşım daha yaptı — bu kez Londra’daki doğum gününde babasıyla görüşme girişimi hakkında.
Anlatımına göre, Nicola ile birlikte geldiler ama bir hafta boyunca buluşma konusunda anlaşamadılar: iddiaya göre “çok sayıda misafirin ve kameraların olduğu büyük bir parti” seçeneği dışında tüm öneriler reddedildi.
Buluşma nihayet mümkün olduğunda ise, babasının yalnızca Nicola’nın davet edilmemesi şartıyla görüşmeyi kabul ettiğini iddia ediyor. Brooklyn bunu “tokat gibi” diye niteledi. Ayrıca, aile daha sonra Los Angeles’tayken iddiaya göre onu görmeyi tamamen reddettiler.

Ve bu noktada sahneye David çıkıyor — ama bambaşka bir şey söylüyor
Neredeyse aynı zamanda David Beckham, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda CNBC’ye röportaj verdi — konu, sosyal medyanın çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkisiydi.
İlginç olan şu: Oğlunun paylaşımlarını doğrudan yorumlamadı, ancak olup biten her şeye karşıtlık olarak okunmaması imkânsız bir cümle söyledi:
Çocuklar “hata yapar” ve “hata yapmalarına izin verilir”; böyle öğrenirler — ebeveynlerin görevi eğitmektir, ama bazen hata yapmalarına da fırsat tanımaktır.
Brooklyn’in paylaşımlarıyla birlikte düşünüldüğünde, sanki iki paralel gerçeklik varmış gibi geliyor:
- oğul “beni kontrol ettiler ve evliliğimi yıktılar” diyor,
- baba ise “çocukların hata yapmasına izin vermek gerekir” diyor.
Bu neden artık sadece bir aile kavgası değil
Çünkü Beckhamlar için aile, her zaman aileden biraz daha fazlasıydı. Bu bir marka, bir kronik, kusursuz bir fotoğraf.
Ve içeriden biri “bu böyle değildi” dediğinde, sadece ilişkilere değil, “biz her zaman biriz” kurgusunun kendisine de darbe vuruyor.
Burada kimin haklı olduğu üzerine sonsuza kadar tartışılabilir. Ama tek bir gerçek var: Brooklyn ilk kez, alışılmış “parlak ambalaj” olmadan açıkça konuştu.







